





Sabah "Café des 2 Moulins"'de harika bir kahvaltıdan sonra Louvre Muzesi'nin alt kısmında Cam Piramid bölümünde kurulmuş olan "Les Thermalies" Fuarına doğru yola düştük. Bence gezimin en güzel kısmı fuar'ın Louvre Müzesi'nde olması idi.. "Şanslıyım" dedim kendi kendime..
Fuar'ı gezdikten ve gereken tüm görüşmeleri yaptıktan sonra.. yine yollara düştük.. Fuarda ilgimi gerçekten çok çeken bir bölümü de özellikle anlatmadan geçmek istemiyorum.. Renk seçimine göre yağlar yapılmış ve hepsinin ayrı özelliği ve faydasi var. Ben Mor'u seçtim ve kokusu da Lavanta :)
Oradan yine tarihi gezimiz için buz gibi ( -5) havada yollara düştük.. ( Cok sevdiğim bir arkadaşımın verdiği bere'yi iyiki yanıma almışım.. sanırım o olmasa donardım.. :) )) Buz gibi Paris sokaklarında uzun bir süre yürüdükten sonra Montmarte'a geldik.. Paris'in en güzel, en sanat kokulu yerlerinden bir tanesi.. sokağın içine girerken bile o sanat kokusunu alabiliyorsunuz.. Ressamlar, illuzyon sanatçıları, tiyatrocular ve daha neler.. harika cafe'ler..tabii o kadar soğukta kendimizi ilk bulduğumuz café'ye attık.. içerisi sıcacık.. hem havası hem de insanları.. herşey sıcacık.. yemekler, şarapları, servisleri bir harika.. sanki senelerdir o café'ye geliyormuşum gibi hissettim.. kendimi oraya ait hissettim.. sanki Paris'te yaşıyorum ve o café'ye de her hafta geliyormuşum gibiydi.. güzel bir duygu... hele bir de yanınızdaki arkadaşlarınız da sizinle aynı güzelliği paylaşıyorsa.. onun tadı da bir başka oluyor..
Paris sayesinde belki de raflara kaldırdığım o tarihi ve kültürel hazlarımın tozlarını aldım ve tekrar çıkardım.. ve gördüm ki hayat onlarla gerçekten çok güzelmiş..
Sevgiyle Kalın..
Fuar'ı gezdikten ve gereken tüm görüşmeleri yaptıktan sonra.. yine yollara düştük.. Fuarda ilgimi gerçekten çok çeken bir bölümü de özellikle anlatmadan geçmek istemiyorum.. Renk seçimine göre yağlar yapılmış ve hepsinin ayrı özelliği ve faydasi var. Ben Mor'u seçtim ve kokusu da Lavanta :)
Oradan yine tarihi gezimiz için buz gibi ( -5) havada yollara düştük.. ( Cok sevdiğim bir arkadaşımın verdiği bere'yi iyiki yanıma almışım.. sanırım o olmasa donardım.. :) )) Buz gibi Paris sokaklarında uzun bir süre yürüdükten sonra Montmarte'a geldik.. Paris'in en güzel, en sanat kokulu yerlerinden bir tanesi.. sokağın içine girerken bile o sanat kokusunu alabiliyorsunuz.. Ressamlar, illuzyon sanatçıları, tiyatrocular ve daha neler.. harika cafe'ler..tabii o kadar soğukta kendimizi ilk bulduğumuz café'ye attık.. içerisi sıcacık.. hem havası hem de insanları.. herşey sıcacık.. yemekler, şarapları, servisleri bir harika.. sanki senelerdir o café'ye geliyormuşum gibi hissettim.. kendimi oraya ait hissettim.. sanki Paris'te yaşıyorum ve o café'ye de her hafta geliyormuşum gibiydi.. güzel bir duygu... hele bir de yanınızdaki arkadaşlarınız da sizinle aynı güzelliği paylaşıyorsa.. onun tadı da bir başka oluyor..
Paris sayesinde belki de raflara kaldırdığım o tarihi ve kültürel hazlarımın tozlarını aldım ve tekrar çıkardım.. ve gördüm ki hayat onlarla gerçekten çok güzelmiş..
Sevgiyle Kalın..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder